stay with me / apartment project berlin / 2014

 

taksim gezi parkı / temmuz 2014

 

uyan ali uyan / wake up ali wake up / raziye kubat
uyan ali uyan / wake up ali wake up / raziye kubat

 

 

 

taksim gezi parkı / temmuz 2014
taksim gezi parkı / temmuz 2014

 

 

stay with me / apartment project berlin / 2014

 

 

stay with me / apartment project berlin / 2014

 

 

stay with me / apartment project berlin / 2014

 

 

stay with me / apartment project berlin / 2014

 

 

stay with me / apartment project berlin / 2014
stay with me / apartment project berlin / 2014

 

uyan ali uyan / wake up ali wake up / raziye kubat

english translation by: elif eriş

12 adet basılmıştır. sanatçı tarafından her bir adet imzalanmıştır.

only 12 copies were printed. each copy was autoographed by the artist.

stay with me / apartment project berlin / 2014

web: apartment project berlin

Neticede tasarlanmış kurgu-defter;

Defteri defter gibi değerlendirmeyeli epey bir zaman geçti. Hatta çoğunu yaktım. Aslında önce yakmak gibi bir niyetim yoktu. Arkadaşların çektiği “kağıt toplayıcıları” belgeselini izlediğimde, “çöpe metin atarken iyice aslından çıkmalı, yoksa bak alimallah kağıt toplayıcılar akşamları oturup okuyorlar” diye düşündüm. Belki de sadece kağıt toplayıcılar için yazılar yazmak gerek. Değişik çöplere atıp, onların bir gün okuyacağını düşünerek yazmak.

Ama konu defter veya günce olunca hiçbir kağıt toplayıcısı okumak istemez artık. Merak da yanıktı artık. Eğer gezi  eylemleri sırasında günceler tutsaydım onlar da yanacaktı muhtemelen.

Twitter ve facebook günce defterimiz olmuştu.O tarihlerdeki gönderilere bakıyorum twitter telgraf, facebook ise gazete köşeleri gibi. Hepimiz gazeteci olmuştuk, penguenler yüzünden. Her çekilen fotoğraf ve video hayat kurtarıyordu ve “delil” idi.

Sergi davetinde aslında ikircikli bir ruh hali içindeydim.. Gezi ile ilgili o kadar çok görsel ve yazı deryasının içindeydik ki, içimden geçen soru “ konu üzerine ne söylenebilir?” idi. Defter formatına da tepkim yüzünden dijital ortamda yazmaya başladım ve yazdıkça da tekrar tekrar o acıları ve gazları solumaya başladım. Yazdıklarımın çoğunu sildim. Elimde kalanları buraya ekledim. Ve o döneme dair görsel kullanmak istemedim. 19 temmuz 2014 Cumartesi günü,  yağmurlu bir günde Gezi’yi ziyaret ettim, . O günlerin uğultusu kulaklarımda, saatlerce oturdum, yürüdüm yürüdüm … Sonra düşündüm sanki bu bir mezarlık ziyaretiydi ve ağaçlarımız da selvi.                                                                  

Fotoğraflar o gün Gezi Parkı’nda çektiklerimden…

Hence this designed fiction-notebook;

It has been a long time since a notebook was considered as a real notebook. In fact my intention wasn’t to burn it. When I saw the documentary about the “paper collectors” I thought a text should be unrecognizable if it’s to be trashed, the paper collectors may be reading it at night. Or maybe we should only write to the paper collectors. Write things, thinking that when you put them in different trash bins, they will read it one day. But when the subject is a notebook or diary…

No paper collector will actually want to look through those. The curiosity is also burnt. If I were to keep a diary during the Gezi protests, they would also probably have been burnt.

Twitter and facebook were our diaries.

I’m scanning through the posts from those times; twitter was like telegram, facebook like newpaper articles.

Because of the penguins, We all had to become journalist. Each and every photo and video was saving lives, they were all proof.

I was in fact, in indecisive moods when invited for the exhibition. We were swimming in a sea of images and texts about Gezi, “what else can be said?”, I thought. Because of my reaction to the idea of a notebook, I started writing in the virtual world and as I wrote I breathed those hard times, the tear gas over and over again. I deleted the most I wrote. What was left, I added here. And I also wanted to avoid images from those times. On an ordinary day, July 19 2014, a Saturday, I visited Gezi. Under the rain, with the resonance of those days in my ears, I sat for hours, I walked and I walked. Then I thought, it felt like a cemetery visit, and the trees are cypresses.

The photos were picked from the ones I took that day

 

The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf

 

The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf
The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf

 

 

 

The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf
The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf

 

 

 

çanakkale bienali
Çanakkale Bienali / The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf

 

Çanakkale Bienali / The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf
Çanakkale Bienali / The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf

 

 

Çanakkale Bienali / The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf / Nani
Çanakkale Bienali / The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf / Nani

     Nani / Vimeo link

 

 

Çanakkale Bienali / The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf / Nani
Çanakkale Bienali / The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf / Nani

The Story of Yusuf / Çağrılmayan Yusuf

Raziye Kubat’ın “Çağrılmayan Yusuf” sergisinin kitabı “The Story of Yusuf” adı altında İngilizce olarak Dada Yayınları tarafından “özel sanatçı kitabı” formatında 250 adet basıldı. Kitap, 4. Uluslararası Çanakkale Bienali’nin açılış günü olan 27 Eylül 2014 Cumartesi günü, izleyici ve okurlarıyla buluşuyor.

Raziye Kubat’s “Çağrılmayan Yusuf” exhibition book has been published in English for 250 limited editions under the name “The Story of Yusuf” by Dada Publications in the format of a “special artist book”. The book will be saluting its viewers and readers on the opening day of the 4th Çanakkale International Biennial on September 27th,2014 Saturday .

“As Emrullah Efendi noticed the little boy on his lap, he felt his body shiver and the evening sun dance in his eyes. Esire, a little away from him, was standing there like a stranger. Just at the same moment, he saw the slave trader walking away. It looked like he was asking to himself: “When for god’s sake did I talk to this man and buy this youngster?” As he looked at the sky, he realized that it was getting dark. “It was only noon or mid-afternoon when I arrived here…” he muttered.

The Cherkess Exile occurs at the beginning of the 1860s. As a result of “forced migration”, Gupse sets off for a journey. We see her on one of the boats carrying the Cherkess people sent on exile. The boat runs aground in Kefken – Adapazarı. Gupse, overcoming numerous difficulties on the road, finally succeeds in reaching Istanbul. She is desperate and at her side has Yusuf, her son from Hain. Feeling herself exhausted, Gupse sells Yusuf, at a slave market in Beyazıt, yet immediately regrets it. The tragic moment she cries out that she has “changed her mind”, is the moment when Gupse revives to the “present” day.

It was historical fact that people coming with these ships -to fight against hunger- had to sell their children in slave markets. The baby on the ship, was sold in the slave market. But to whom? Being a person freshly lost in the story, that moment I said: “The baby is bought by a good person, Emrullah Efendi, the herbalist”, and so in a way opened the door for the story to come into my life. Again, just one week later, as the sentence “Let Yusuf be happy” occurred to my mind, Yusuf became the name of the infant sold.

“The Story of Yusuf” tells us about the adventure of Yusuf and his breed . While we attend to this journey, we also witness in the background the downfall of the Ottoman Empire and the establishment of the new Turkish Republic.

The Turkish edition of the book “Çağrılmayan Yusuf “ published by Ceres Publications, was presented to its viewers and readers in the accompaniment of three videos specially produced for the exhibition held at Hayaka Artı on February 2014.

Upon invitation of the International Çanakkale Biennial titled “Only the dead have seen the end of war” with reference to Platon, the English edition of Raziye Kubat’s “The Story of Yusuf” -published as the first book of Dada Publications- together with its exhibition will be saluting its viewers and readers for the first time.

And in the “Epilogue” section you will find, with her interpretation on exiles and the current history of exile, journalist and writer Ayşe Çavdar…

 

“Emrullah Efendi kucağındaki küçük oğlanı fark ettiğinde vücudunun titrediğini, akşam güneşinin gözünün içinde dans ettiğini hissetti. Esîre biraz uzağındaydı ve sanki bir yabancı gibi duruyordu. Bu sırada uzaklaşan esir tüccarını da gördü. “Ne zaman konuştum da aldım bu sübyanı?” der gibiydi içinden. Gökyüzüne baktığında havanın kararmakta olduğunu fark etti. “Halbuki öğlendi buraya geldiğimde, veya ikindi…” diye mırıldandı.”

1860’ların başlarında Kafkas sürgünü meydana gelir. Gupse, “zorunlu göç” sonucu yollara düşer. Onu, sürülen Kafkas halklarını taşıyan teknelerin birinde görürüz. Tekne, Kefken – Adapazarı’nda karaya vurur. Binbir zorlukla Gupse Adapazarı’ndan İstanbul’a ulaşır. Gupse çaresizdir ve yanında Hain’den olan oğlu Yusuf vardır. Kendini tükenmiş hisseden Gupse, oğlu Yusuf’u Beyazıt’taki “pazar”da satar. Ve satar satmaz da pişman olur. “Vazgeçtim” diye bağırdığı o trajik an Gupse’nin “bugün”e dirildiği andır.

Tarihi bir gerçekti, gemi ile gelenlerin açlıktan çocuklarını esir pazarında satmaları. Gemideki çocuk, esir pazarında satılıyordu ama kime? Henüz hikâyenin içinde taze kaybolmuş biri olarak: “Bebeği iyi bir insan alıyor, aktar Emrullah Efendi” deyiverince hikâye hayatıma bir şekilde girmiş oldu. Bir hafta sonra da içimden “Yusuf’un yüzü gülsün” cümlesi geçince satılan çocuğun ismi de böylece Yusuf olmuş oldu.

“The Story of Yusuf” sergisi işte bu Yusuf’un ve soyunun serüvenidir. Bizler bu serüvene eşlik ederken arka planda da Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasına ve yeni Türkiye’nin kurulmasına tanıklık ederiz.

Çağrılmayan Yusuf, Şubat 2014’te İstanbul Hayaka Artı’da sergiye özel yapılan üç videonun eşliğinde Ceres yayınlarından Türkçe baskısıyla izleyiciye ve okurlara sunuldu.

Çağrılmayan Yusuf, “The Story of Yusuf” ismiyle, Dada Kitabevi’nin ilk yayını olarak İngilizce baskı kitabı ve sergisi ile Uluslararası Çanakkale Bienali’nin davetlisi olarak, Platon’un “Only the dead have seen the end of war” başlığında izleyiciyle ve okurlarla buluşuyor.

Ve Sosyolog, gazateci, yazar Ayşe Çavdar’ da “Sürgün mahallesinde adalet aramak” başlığındaki yorumuyla “ Sonsöz” de.

 

 

 The Story of Yusuf

R  a  z  i  y  e     K  u  b  a  t

Translated by Tuna Poyrazoğlu

Dada Yayınları  / Dada Kitabevi

September 2014

19,5*25 cm
135 gr garda
Mas Matbaa

4th International Canakkale Biennial – 27 September – 2 November 2014

 

 

 

 

 

 

 

4th International Canakkale Biennial

 

 

4th International Canakkale Biennial

Only the Dead have Seen the End of War (Platon)

27 September – 2 November 2014

General Art Director: Beral Madra
General Director: Seyhan Boztepe
CABININ Executive Curator: Deniz Erbaş

4th International Canakkale Biennial welcomes 37 artists from Bosnia-Herzegovina, Slovenia, Russia, Serbia, Romania,  Lebanon, Palestine, Armenia, USA, Italy, Greece, Ireland, UK, France, Germany, Netherlands, Austria and Turkey to its main exhibition.

The Biennial provides an open communication and a collaboration platform for the international community and enables a comprehensive revaluation of the impacts of 1stWorld War and the 20th century at local, national and international levels on today’s political configuration and the historical geography of the Ottoman Empire as well.

The biennial has invited those artists and experts who are mostly prominent with their specific works of art interpreting the consequences of war and peace cycles and the following political, economical, social and cultural consequences in Europe, the Balkans, the Caucasia and in the Middle-East. The sensitivity, anticipation and subtlety within their works are not only focused on the conditions in their own countries, but also on the effects on other countries and societies as well; thus, all together, they accomplish an accurate body of a common visual memory and a valuable accumulation of images. We believe the presentation of those works shall create a substantial and a stimulating effect on the intellectual capacity of the younger generations.

As for the facilities, the three floors of Dogtas building in city center shall serve as the main location for the 4th International Canakkale Biennial. As previously, the Biennial shall use the special buildings and venues of historical importance like Korfmann Library, old Armenian Church, Mahal Art Center and the storehouses in the vicinity.

Along with paintings, photographs and video works of the artists, which have previously taken place in international exhibitions, their recent works specific to Canakkale Biennial will also be presented.  

Participating artists:

  • Gulcin Aksoy (Istanbul)
  • Maja Bajevic (Paris–Sarajevo)
  • Nigol Bezjian (Beirut)
  • Bashir Borlakov (Istanbul)
  • Songul Boyraz (Wien)
  • Harold De Bree (The Hague)
  • Klaus vom Bruch (Berlin–Munich)
  • Ergin Cavusoglu (London–Istanbul)
  • Ersan Deveci (Izmir)
  • Nezaket Ekici (Berlin–Istanbul)
  • Reha Erdem (Istanbul)
  • Ayse Erkmen (Berlin–Istanbul)
  • Aladdin Garunov (Moscow)
  • Douglas Gordon (London)
  • Murat Gok (Diyarbakır)
  • T. Melih Gorgun (Istanbul)
  • Guven Incirlioglu (Izmir)
  • IRWIN (Ljubljana)
  • Khaled Jarrar (Ramallah)
  • Grigor Khachatryan (Yerevan)
  • Anne Kodura (Berlin)
  • Sitki Kosemen (Istanbul)
  • Raziye Kubat (Istanbul)
  • Radenko Milak (Belgrade)
  • Jehane Noujaim (Boston)
  • Pinar Ogrenci (Istanbul)
  • Ahmet Oktem (Istanbul)
  • Marilena Preda Sanc (Bucharest)
  • Antonio Riello (Milan–London–Asiago)
  • Anri Sala (Paris)
  • Hans Schabus (Wien)
  • Tunca Subasi (Istanbul)
  • Erdal Sezer (Canakkale)
  • Panos Tsagaris (New York–Athens)
  • Astrid Walsh (Dublin)
  • Viron Vert (Berlin–Istanbul)
  • Akram Zaatari (Beirut)

www.canakkalebienali.com

info@canakkalebienali.com

4. Çanakkale Bienali – Facebook Sayfası

 

Scenes from “Çağrılmayan Yusuf / Yusuf who was not called” 18 Şubat – 28 Mart 2014 / Hayaka Artı Istanbul

 

Ayşe Çavdar – Raziye Kubat

 

Ayşe Çavdar ve Raziye Kubat’ın “Çağrılmayan Yusuf / Yusuf who was not called” üzerine söyleşisi. 29 Mart 2014 

Vimeo : Buradan izleyebilirsiniz söyleşiyi.

 

From “Yusuf who was not called”

 

 

 

From “Yusuf who was not called”

 

 

 

From “Yusuf who was not called”

 

 

 

 

From “Yusuf who was not called”

 

 

 

 

From “Yusuf who was not called”

 

 

 

 

From “Yusuf who was not called”

 

 

 

 

From “Yusuf who was not called”

 

Vimeo : Buradan izleyebilirsiniz söyleşiyi.

Raziye Kubat / Çağrılmayan Yusuf / Sanatçı ile Söyleşi

Ayşe Çavdar – Raziye Kubat

 

Vimeo : Buradan izleyebilirsiniz söyleşiyi.

 

Raziye Kubat / Çağrılmayan Yusuf / Sanatçı ile Söyleşi 
29 Mart 2014 Cumartesi Saat: 17:00

HAYAKA ARTI Çukurcuma Caddesi No:19A Tophane İstanbul
www.hayakaarti.com
www.raziyekubat.com

Raziye Kubat “Çağrılmayan Yusuf” sergisinin HAYAKA ARTI’daki misafirliği 29 Mart 2014 günü sona eriyor.

Serginin son günü olan 29 Mart Cumartesi günü saat 17:00’de izleyiciye açık olarak gerçekleştirilecek etkinlik, Gazeteci-Yazar-Tarihçi Ayşe Çavdar*’ın, serginin sanatçısı Raziye Kubat ile yapacağı söyleşiyle başlayacak ve akabinde izleyicinin merak ettiği soruların cevaplanmasıyla son bulacaktır.

Yusuf’un çağrısına kulak verip sergiyi izleyen, kitabını edinen izleyiciler kadar izleme imkanı bulamayanları da bekleriz.

*Ayşe Çavdar
Ankara Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde yüksek lisansını yaptı. Yeni Şafak, Yeni Yüzyıl gazetelerinde, Nokta, Ülke, Atlas ve İstanbul dergilerinde çalıştı. Tarih Vakfı’nda halkla ilişkiler sorumlusu olarak görev aldı. Ergün Meriç’le birlikte “Cemil Meriç ve Bu Ülkenin Çocukları” (İz Yayıncılık, 1998), Volkan Aytar’la “Medya ve Güvenlik Sektörü” (TESEV, 2009), Aylin B. Yıldırım’la “Nefret Suçu ve Nefret Söylemi” (Hrant Dink Vakfı, 2011) kitaplarını yayına hazırladı. Nilüfer Göle’yle yaptığı uzun söyleşi, 2011 yılında Hayy Kitap tarafından “Mahremin Göçü” adıyla yayınlandı. Halen Express ve Sabit Fikir dergilerinde yazıları yayınlanıyor. European University of Viadrina’da Kültürel Antropoloji alanında yeni dindar orta sınıfları konu alan doktora çalışmasını sürdürüyor.

Fotoğraf: Tuna Poyrazoğlu
—–
Raziye Kubat / Yusuf Who Was Not Called / Conversation with the Artist
29 March 2014 Saturday Time: 17:00

HAYAKA ARTI Çukurcuma Caddesi No:19A Tophane Istanbul
www.hayakaarti.com
www.raziyekubat.com

Please note that Raziye Kubat’s exhibition “Yusuf Who was Not Called” at HAYAKA ARTI will open its doors for the last time on 29 March 2014.

The event which is going to take place on the last day of the exhibition on 29 March Saturday 17 hrs at the same venue, will start with an interview of Reporter-Writer-Historian Ayşe Çavdar* with the artist Raziye Kubat and will end with a succeeding Q&A session for interested participants.

We kindly wish to invite to this event all both who have heard the call of Yusuf and attended the exhibition, acquired the book and also those who have not had the opportunity to visit the show.

*Ayşe Çavdar
Çavdar received her Bachelor’s Degree from the Journalism Department of Ankara University Communication Faculty and her Master’s Degree from the History Department of Bosphorus University. She worked in the newspapers Yeni Şafak, Yeni Yüzyıl and the journals Nokta, Ülke, Atlas and Istanbul. She was in charge for the Public Relations of the History Foundation. Together with Ergün Meriç she co-edited “Cemil Meriç and the Children of this Country (Iz Publications, 1998), with Volkan Aytar “Media and the Security Sector Oversight” (TESEV, 2009), with Aylin B. Yıldırım “Hate Crimes and Hate Discourse” (Hrant Dink Foundation, 2011). The lengthy interview she made with Nilüfer Göle was published by Hayy Publishing House under the title “The Migration of Privacy”. She currently continues to write articles for the journals Express and Sabit Fikir. She is working on her doctorate study in the European University of Viadrina in the field of Cultural Anthropology taking as a subject the new religious middle classes.

Photography: Tuna Poyrazoğlu

 

 

Ayşe Çavdar – Raziye Kubat

 

Çağrılmayan Yusuf / YUSUF WHO WAS NOT CALLED

 

 

Çağrılmayan Yusuf / Yusuf who was not called

 

 

Ceres Yayınları –  Dalgın Sular  serisi 1.Kitap

 

Çağrılmayan Yusuf – Raziye Kubat

 

 

(please scroll down for English)

Raziye Kubat, “Çağrılmayan Yusuf” başlıklı sergisiyle 18 Şubat – 28 Mart 2014 tarihlerinde HAYAKA ARTI’da izleyicisiyle buluşuyor.Raziye Kubat @ HAYAKA ARTIÇağrılmayan Yusuf / Dalgın Sular / Kitap Lansmanı ve Sergi18 Şubat – 28 Mart 2014

Açılış: 18 Şubat 2014 Salı 18:00
Tophane Art Walk: 23 Şubat 2014 Açık Pazar

HAYAKA ARTI Çukurcuma Caddesi No:19A Tophane Istanbul
Ziyaret Saatleri: Çarşamba – Cumartesi 12:00 – 18.00
www.hayakaarti.com
www.raziyekubat.com

Sanatçının “Çağrılmayan Yusuf” sergisi, sanatçı kitabının yanı sıra, görsellerden, video çalışmalarından ve aynı zamanda da Dalgın Sular Çizgi Roman dergilerinin eşliğinde, çok kapsamlı arayüz okumalarından oluşuyor.

Dalgın Sular projesi ilk olarak İskender Savaşır tarafından geliştirildi. Öncelikli hedef, çizgi roman motifini kullanarak travmatik deneyimler yaşayan gençler ve çocuklar için rehabilite edici bir iletişim ortamı yaratabilmekti. Ancak proje zamanla ve her yeni katılımla yeni şekillere büründü ve işlevlik kazandı. Bir buçuk yılın sonunda Dalgın Sular, pek çok insanın işlerini ortaya koydukları bir yayına dönüştü.

Raziye Kubat’ın Dalgın Sular’la yolunun kesişmesi, 2012 yılı içindeki etkinlikler aracılığıyla oldu. Sanatçı, Adapazarı’nda “Kafkas Sürgünü” başlığı altında, gravür/linol baskı atölyesinde sürgünlerin torunlarıyla çalışmalar yürüttü.

Bunun yanı sıra, eş zamanlı olarak “Sürgünlerin İzinde/Nani” isimli bir video yerleştirmeyi, “Kefken Çerkes Sürgünü Anma Etkinliği” kapsamında, Kefken mağarasında, Kafkas halkıyla buluşturdu.

1860’ların başlarında Kafkas sürgünü meydana gelir. Gupse, “zorunlu göç” sonucu yollara düşer. Onu, sürülen Kafkas halklarını taşıyan teknelerin birinde görürüz. Tekne, Kefken – Adapazarı’nda karaya vurur. Binbir zorlukla Gupse Adapazarı’ndan İstanbul’a ulaşır. Gupse çaresizdir ve yanında Hain’den olan oğlu Yusuf vardır. Kendini tükenmiş hisseden Gupse, oğlu Yusuf’u Beyazıt’taki “pazar”da satar. Ve satar satmaz da pişman olur. “Vazgeçtim” diye bağırdığı o trajik an Gupse’nin “bugün”e dirildiği andır.

“Çağrılmayan Yusuf” sergisi işte bu Yusuf’un ve soyunun serüvenidir. Bizler bu serüvene eşlik ederken arka planda da Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasına ve yeni Türkiye’nin kurulmasına tanıklık ederiz.

Sanatçı Raziye Kubat, sergisinde, bir yandan kendi öznel deneyimini gerçekleştirirken, bir yandan da sosyal sorumluluğunun getirdiği bilinçle sıra dışı bir çalışma ortaya koymaktadır.

Görsel / Image:
Çağrılmayan Yusuf / Yusuf Who Was Not Called

Mixed media on  paper
2013
……………………..……………….

Raziye Kubat’s exhibition entitled “Yusuf Who Was Not Called” can be visited at HAYAKA ARTI from 18 February to 28 March 2014.

Raziye Kubat @ HAYAKA ARTI
Yusuf Who Was Not Called / Texture of Time Torn / Book Launch and Exhibition
18 February – 28 March 2014

Opening: 18 February 2014 Tuesday 18:00
Tophane Art Walk: 23 February 2014 Open Sunday

HAYAKA ARTI Çukurcuma Caddesi No:19A Tophane Istanbul
Gallery Hours: Wednesday – Saturday 12:00 – 18:00
www.hayakaarti.com
www.raziyekubat.com

Kubat’s exhibition “Yusuf Who Was Not Called” besides the launch of the artist’s book, will be introducing visuals and video works of the artist, as well as comprehensive interface studies accompanied by the graphic novels Texture of Time Torn.

The Texture of Time Torn Project was initially developed by İskender Savaşır. Priority target by the help of utilization of the motive “graphic novels”, was to create an environment that would provide rehabilitation for young people and children who have had traumatic experiences. Yet the project took up new forms in time and with each new contribution improved its functionality further. At the end of one and a half years, Texture of Time Torn evolved into being a publication where several people could present their works.

The paths of Raziye Kubat and Texture of Time Torn crossed during some activities that took place in 2012. The artist carried out workshops together with grandchildren of the exiles in an engraving/linoleum studio in Adapazarı.

The artist simultaneously presented her video installation “On the Track of Exiles/Nani” to Caucasian people in Kefken as part of the “Kefken Circassian Exile Commemoration Activities”.

At the beginning of the 1860s the Caucasian Exile occurs. Gupse as a result of the “forced migration” sets off for a journey. We see her on one of the boats carrying the Caucasians sent on exile. The boat runs aground in Kefken – Adapazarı. Gupse overcoming numerous difficulties on the road finally succeeds in reaching Istanbul. Gupse is desperate and at her side has Yusuf, her son from Hain. Gupse feeling herself exhausted sells Yusuf, her son at a slave market in Beyazıt. Yet immediately regrets it. The tragic moment she cries out that she has “changed her mind” is the moment when Gupse revives to the “present” day.

The exhibition “Yusuf Who Was Not Called” tells us about the adventure of this Yusuf and his ancestors. While we attend to this journey we also witness in the background the downfall of the Ottoman Empire and the establishment of the new Turkey.

The artist Raziye Kubat in this exhibition, on one hand materializes her own very subjective experience, on the other hand puts forward an extraordinary work due to the consciousness that arises as a result of social responsibility.

Translated by: Tuna Poyrazoğlu

Görsel / Image:
Çağrılmayan Yusuf / Yusuf Who Was Not Called

Mixed media on  paper
2013